Haberler
Göçmenlerin Gündemi (3 Mart – 9 Mart)

3 Mart
Avrupa'ya sığınma başvuruları azalıyor (DW Türkçe)
Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülke ve Norveç ile İsviçre'ye sığınma başvuruları geçen yıl yüzde 11 azaldı. AB iltica kurumunun yayınladığı verilere göre 2024'te 29 ülkeye toplam 1 milyon 14 bin sığınma başvurusu yapıldı.
Almanya 237 bin başvuru ile Avrupa içinde sığınmacıların en fazla tercih ettiği ülkeler arasında yer almayı sürdürse de sığınma talep edenlerin sayısı 2023'e göre yüzde 29 düştü. Göç konusu Almanya'da geçen ayki erken genel seçimlerin en önemli tartışma başlıklarından biri olmuştu. Daha sert göç yasaları ve sınırlarda sıkı kontroller talep eden partiler oylarını artırdı.
İspanya, İtalya ve Fransa yaklaşık 160 biner başvuru ile Almanya'yı izledi. AB üyesi Kıbrıs ve Yunanistan ise nüfuslarına oranla en fazla sığınma talep edilen ülkeler oldu. İki ülkede de her 140 kişiye bir sığınma başvurusu düştü.
Suriyeliler en büyük grup olmayı sürdürdü
Geçen yıl Avrupa'ya yapılan sığınma başvurularının yüzde 15'ini oluşturan Suriyeliler 151 bin başvuru ile bu alanda en büyük grup olmayı sürdürdü ancak geçen yıla göre düşüş yaşandı. Suriye'de yaklaşık 14 yıllık iç savaşın ardından 2024 sonlarında Beşar Esad rejimi devrilmişti. Bazı Suriyeliler çoktan geri dönüş sürecini başlatırken Birleşmiş Milletler henüz Suriye'de koşulların mültecilerin toplu halde dönüşüne uygun olmadığı uyarısında bulunuyor.
Afganlar 87 bin, Venezuelalılar ise 74 bin başvuru ile Suriyelilerin ardından geçen yıl Avrupa ülkelerinden en fazla sığınma talep eden gruplar oldu. Türkiye'den başvuranların sayısı ise 56 bin olarak kayıtlara geçti.
"Geçici koruma" statüsündeki Ukraynalılar ise sığınmacı istatistiklerine dahil edilmiyor. Ukraynalı göçmenlerin büyük çoğunluğu Polonya ve Almanya'da bulunuyor. Geçici koruma altındaki Ukraynalıların AB ülkelerinde yaşamak, çalışmak, eğitim görmek ve sağlık hizmetlerinden yararlanmak için sığınma başvurusu yapmalarına gerek yok ancak bu hakları belirli bir süreyle sınırlı. Öte yandan kalıcı mülteci statüsü için başvuran Ukraynalı sayısında önemli bir artış yaşandı. Geçen yıl 27 bin ile mülteci statüsü talep edenlerin oranı yüzde 90 yükseldi. Ukraynalıların yarısı başvurularını Fransa'ya yaptı.
Avrupa'da sığınma başvurusu karara bağlanmamış olanların sayısı ise 981 bine ulaştı.
https://www.dw.com/tr/avrupaya-s%C4%B1%C4%9F%C4%B1nma-ba%C5%9Fvurular%C4%B1-azal%C4%B1yor/a-71808818
3 Mart
"Suriye Eğitim ve Araştırma Merkezi" kuruldu
"Suriye Eğitim ve Araştırma Merkezi", Suriye'deki eğitim sistemi hakkında akademik araştırma ve çalışmalar yapacak. Şam, Halep, Lazkiye, Deyrizor, Humus İllerinde ofisleri olacak.
Türkiye’deki ofisleri İstanbul, Antep olacak.
Merkezin kadrosunda Suriyeli akademisyenler ve öğretmenler yer alacak.
https://x.com/TahaElgazi/status/1896590202937954354
4 Mart
Ege Denizi’nde batan bottaki mülteci anlatıyor (Enternasyonal Dayanışma)
Ege açıklarında 16 Ocak’ta batan bottan kurtulan M.S. adlı mülteci, Sahil Güvenlik Karakolu’nda ifadelerini baskı altında verdiklerini belirtti.
Sahil Güvenlik Komutanlığı, 17 Ocak’ta yaptığı açıklamada, 16 Ocak’ta Aydın’ın Kuşadası ilçesinde bir lastik botun battığını duyurmuş, olayda 4’ü çocuk 7 mültecinin yaşamını yitirdiğini, 27 mültecinin kurtarıldığını açıklamıştı. Sahil Güvenlik Komutanlığı açıklamasında, “Dur” ihtarına uyulmadığı, mültecilerin kaçmaya çalıştığı ve botun bu nedenle battığı ileri sürülmüştü. Ancak olaydan sağ kurtulan mülteciler, botun sahil güvenlik gemisi tarafından batırıldığını iddia etti.
Yeni Yaşam gazetesindeki habere göre, bottan sağ kurtulanlardan M.S. (19) isimli mülteci botun sahil güvenlik tarafından batırıldığını söyledi. 2 kardeşi, annesi, teyzesi, eniştesi ve 4 kuzeniyle bota birlikte bindiklerini ifade eden M.S., “Işıkları kapalı bir gemi yanımıza geliyordu. İlk başta gelen gemiyi ticari gemi zannettik. Çünkü daha önce böyle büyük bir gemi görmemiştik. Çok yaklaştığı zaman birden önümüze geçerek çok büyük bir dalga yarattı. O zaman sahil güvenliğe ait olduğunu anladık,” ifadelerini kullandı.
Anonstan 10 saniye sonra önümüzü kestiler
Sahil Güvenlik gemisinin “Dur” anonsundan 10 saniye sonra önlerini kestiğini ifade eden M.S., “Önümüze geçtiğinde çok büyük bir dalga yarattı. ‘Dur’ anonsundan sonra bir-iki dakikaya önümüze gelebilirdi. Ancak öyle olmadı ve birden önümüzü kestiği için hepimiz panik yaşadık. Geminin neden böyle bir şey yaptığını anlamaya çalıştık. Bottaki kaptan da panik yaşadı. Ben de kardeşlerim ve annemi tutmaya çalıştım. İkinci sefer de yine bu su sıçratma ve dalga hareketini yaptığı zaman bizim bot suyun altında kaldı ve suyun üzerine çıktığında teyzemin ailesinden kimsenin botta olmadığını fark ettim. Kuzenlerime seslenmeye başladık. Ancak hiçbir şey göremiyordum. Gökyüzünün ve suyun rengi aynı olmuştu,” diye konuştu.
40 dakika suda bekletildiler
Sahil Güvenlik’in 40 dakikaya yakın bir süre onları suda beklettiğini, sadece onlara su verdiğini ifade eden M.S., “Sahil Güvenlik’in gemisi büyüktü. Bize çok sonra yaklaştı. Teyzemleri, kuzenlerimi sudan çıkarıp gemiye götürdük. Çok perişan bir haldeydiler. Sonra birkaç gemi geldi ve kayıp olanları aradı. Sonra o perişan halimizle bizi ifade vermek için Sahil Güvenlik’e götürdüler. Bizi orada odaya kilitlediler. Bir baba, eşini ve çocuğunu kaybettiğini öğrenince mecburen Afganistan’a geri döndü. Ben de eniştem ve kuzenimi kaybettim,” şeklinde konuştu.
İfadeyi baskı altında verdik
Geçici koruma statülerinin iptal edildiğini söyleyen M.S., ifade işlemlerinde Sahil Güvenlik’in “Niye kaçtınız?” gibi sorular sorduğunu aktardı. Sorulara verdikleri çoğu cevabın Sahil Güvenlik tarafından kabul edilmediğini belirten M.S., şunları söyledi: “Biz 2019’da Afganistan’dan buraya geldik. Bizim çalışma iznimiz yok. Ben mesela Türkiye’den mezun oldum, ama buna rağmen çalışma iznim yok. Burada iş bulamıyordum. Çalışma iznimiz olmadığı zaman çalıştığımızda bize çok büyük cezalar yazıyorlardı. Sigortamız yatmıyordu. Burada bazıları yabancılara ev vermiyor. Ev kiralarını yüksek söylüyorlar. Bu sorunlardan dolayı gitmek istediğimizi söyledik. Oraya götürülürken tüm eşyalarımıza el konuldu. İfade işlemleri 10 dakikadan uzun sürmüyordu. Biz bunları söyledikçe, orada ifadeyi alanlar, ‘Siz yalan söylüyorsunuz. Burada böyle şeyler yaşanmıyor. Siz dalga yüzünden değil, kendiniz suya düştünüz,’ dediler. İfade işlemleri boyunca baskı altındaydık. Ama ben yine de ifademde direttim. Çünkü bizim botumuzda hiç sıkıntı yoktu. Sorunsuz gitmiştik. Onlar su atmayana kadar da bir sıkıntı yaşamamıştık.”
https://enternasyonaldayanisma.org/2025/03/04/ege-denizinde-batan-bottaki-multeci-anlatiyor/
5 Mart
Afganistanlı göçmen aile hayati tehlikeyle karşı karşıya (Enternasyonal Dayanışma)
İşkence mağduru Afganistanlı aile Bursa İl Göç İdaresinin kararı nedeniyle oldukça acil bir durumla karşı karşıya kaldı.
Ailenin 29 yaşındaki oğlu T. S., yüzde 99 engelli ve diyabet hastası. T.S. aynı zamanda görme engelli ve sağlığını sürdürebilmesi için haftada üç kez diyalize girmek zorunda. Ancak, son gelişmeler nedeniyle T.S.’nin diyalize erişimi engellenmiş durumda ve hayatı tehlike altında.
Uluslararası Koruma Başvurusu ikinci kez reddedildi
Bianet’ten Evrim Kepenek’in haberine göre, Afganistan’da asker olarak görev yaparken ağır işkencelere maruz kalan S. ailesi, yaklaşık 10 yıl önce Türkiye’ye sığındı. Aile, Yalova’da ikamet ettikleri dönemde Yalova İl Göç İdaresi tarafından uluslararası koruma başvuruları reddedildi. Ancak aile, açtıkları davayı kazanarak tekrar kimlik aldı ve uluslararası koruma statüsüne kavuştu. Hukuki mücadelesini kazanan aile, Bursa’ya sevk edilerek burada yaşamaya başladı. Ancak, geçtiğimiz hafta Bursa İl Göç İdaresi, mahkeme kararıyla verilen hakları hiçe sayarak, aileye ait uluslararası koruma başvurularını ikinci kez reddetti ve kimliklerine el koyarak sağlık hizmetlerine erişimlerini engelledi.
T.S., diyalize giremediği takdirde hayati tehlike ile karşı karşıya kalacak. S.’nin sağlığı, diyaliz tedavisine erişebilmesine bağlı ve bu tedavi engellenmiş durumda. Ailenin avukatı, mevcut hukuki sürecin ardından dahi sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkının kapalı olduğunu belirtiyor.
Avukat Duygu İnegöllü, “Müvekkilimizin diyalize girememesi durumunda hayatı tehlikeye girecek. Ancak, idari işlemin yürütmesinin durmasına rağmen sağlık hakkı sistem üzerinden kapalı olduğu için hastaneye başvuru yapamıyorlar. Daha önce mültecilik talepleri kanıtlanmış bir aile şimdi bir belirsizlik içinde bırakılmış durumda” dedi.
Türkiye İnsan Hakları Vakfından takibini yürüten Sosyal Hizmet Uzmanı Bilal Yıldız şu bilgiyi verdi:
“Bursa İl Göç İdaresinin almış olduğu karar henüz kesinleşmiş bir karar olmamasına rağmen kişinin sağlığa erişimi engelleniyor. Yaşam hakkı ihlaline gidecek bir uygulama ile karşı karşıyayız. Yetkililere derhal bu durumu düzeltmeleri için çağrıda bulunuyorum. Herkesin yaşam hakkını korumanın devletin temel sorumluluğu olduğunu hatırlatırım.”
https://enternasyonaldayanisma.org/2025/03/05/afganistanli-gocmen-aile-hayati-tehlikeyle-karsi-karsiya/
6 Mart
Avukat Sümeyye Keser: Duruşma Bilgilendirmesi
Gaziantep’te 15 yaşındaki Suriyeli çocuğa yönelik gerçekleştirdikleri eylemler sebebiyle sanıklar; Kasten Yaralama, Çocuğun Nitelikli Cinsel istismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçlarından yargılanacak.
İlk duruşma 10 Mart Pazartesi günü saat 11.20’de Gaziantep 15. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek.
https://serbestiyet.com/haberler/suriyeli-cocuga-iskence-dovuldu-kacirildi-dili-yakildi-vucuduna-anahtar-sokuldu-oldu-sanilip-yol-kenarina-atildi-154235/
6 Mart
Serbestiyet dün duyurdu; Uygur göçmen Mutellip Memet 3 ay sonra bugün serbest bırakıldı: “Türkiye’ye teşekkürler”
Uygur göçmen Mutellip Memet’in komşusunun şikayeti sonrası savcılıktan serbest bırakılmasına rağmen üç aydır geri gönderme merkezinde tutulduğu Serbestiyet’in dünkü haberiyle ortaya çıkmıştı. Memet’in tutukluluğu ve yaşı küçük 4 çocuğunun 19 yaşındaki ağabeyleriyle kalmasına kamuoyundan tepkiler geldi. Tepkiler üzerine bugün serbest kalan Memet, Serbestiyet’e konuştu: “Türkiye’ye teşekkürler.”
Ankara Altındağ’da beş çocuğuyla birlikte şartlı mülteci olarak yaşayan Çin vatandaşı Uygur göçmen Mutellip Memet’in (51) yaklaşık üç aydır geri gönderme merkezinde tutulduğu, Serbestiyet’in dünkü (5 Mart) haberiyle gündeme gelmişti.
Mutellip Memet’in geri gönderme merkezinde tutulması ile, anneleri de 2021’de sınırdışı edilen ve Türkiye’ye girişine izin verilmeyen, yaşları 9 ile 5 arasında değişen dört küçük çocuğun 19 yaşlarındaki ağabeyleriyle baş başa kalması, sosyal medyada tepkilere neden oldu.
30 gün içinde Türkiye’den ayrılması gerekecek
Kamuoyundaki tepkilerin ardından Mutellip Memet, bugün sabah saatlerinde geri gönderme merkezinden serbest bırakılarak çocuklarına kavuştu.
Şartlı mülteci statüsü iptal edilen Mutellip Memet’e, 30 gün içinde kendisini mülteci olarak kabul edecek ülke bulması bildirildi.
Mutellip Memet, tahliyesi sonrası Serbestiyet’e, “Türkiye’ye, duyarlılık gösteren Türkiye kamuoyuna teşekkür ediyorum” dedi.
https://serbestiyet.com/haberler/ozel-haber-serbestiyet-dun-duyurdu-uygur-gocmen-mutellip-memet-3-ay-sonra-bugun-serbest-birakildi-turkiyeye-tesekkurler-199049/
8 Mart
Doğu Türkistan’da yaşanan insan hakları ihlallerine dair basın açıklaması yapıldı
8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Göç ve Diaspora Vakfı, Nuzugum, ETHR ve UDTSB iş birliğiyle bir basın açıklaması yapıldı. Düzenlenen programda, Kadın Diasporası İletişim Başkanı Ayşe Müzeyyen Taşçı, Doğu Türkistan’da yaşanan insan hakları ihlallerine dair bir konuşma yaptı.
Taşçı, “Doğu Türkistan’da 1949’dan bu yana devam eden Çin işgali, Uygur halkı üzerinde ağır baskılar uygulamakta ve özellikle kadınlar üzerinden aile yapısını hedef almaktadır. “Toplama kampları” adı altında milyonlarca Uygur, zorla tutulmakta, asimilasyon politikalarına maruz bırakılmakta ve insanlık dışı koşullarda yaşamaya zorlanmaktadır. Bugün, Doğu Türkistanlı kadınların sessiz çığlığına ses olmak ve yanlarında olduğumuzu bir kez daha dile getirmek için bir araya geldik” dedi.
https://www.instagram.com/gocvediasporagdv/p/DG-1WU9sb-X/?img_index=1
9 Mart
Uluslararası Irk Ayrımcılığı ile Mücadele Günü için eylem çağrısı
Uluslararası Irk Ayrımcılığı ile Mücadele Günü’nde dünyanın birçok şehrinde ırkçılık karşıtları sokaklara çıkacak. Türkiye’de de göçmenlerle dayanışma içinde olan, ırkçılığa karşı olan kesimler sokakta seslerini duyuracak.
Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, göçmenlere yönelik ırkçılığa son demek için tüm ırkçılık karşıtlarını 15 Mart Cumartesi saat 14.30’da Şişhane Meydanına davet ediyor.
Çağrı şu şekilde:
Uluslararası Irk Ayrımcılığı ile Mücadele Günü
Bu anlamlı gün vesilesiyle, “Göçmenlere yönelik ırkçılığa son!” demek için 15 Mart Cumartesi günü Şişhane Meydanı’nda buluşuyoruz.
Herkesi dayanışmaya ve mücadeleye çağırıyoruz!
Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı
Tarih ve saat: 15 Mart 2025, 14.30
Yer: Şişhane Meydanı